AI Ön İzleme
Bu içerik sana uygun mu? Kısa ön izleme ile hızlıca karar ver.
Techaptic’e hoş geldiniz!
Bu rehberde Ubuntu Server kurulumunu adım adım gerçekleştiriyor ve kurulum sırasında karşımıza çıkan önemli seçeneklerin ne işe yaradığını açıklıyoruz. Yalnızca varsayılan seçeneklerle ilerlemek yerine, farklı ihtiyaçlarda hangi ayarların neden tercih edilebileceğine odaklanıyoruz.
Ubuntu Server ve Desktop farkları, LTS sürümleri, UEFI, Standard ve Minimized kurulum seçenekleri, Netplan, DHCP, static IP, VLAN, bonding, proxy ve Ubuntu Archive mirror ayarlarının ardından storage yapılandırmasını detaylandırıyoruz. Disk, partition, file system ve mount point kavramlarının yanı sıra EXT4, XFS, Btrfs, LVM, Guided LVM, Swap ve LUKS yapılarını ele alıyor; son olarak kullanıcı ve sudo ayarları, Ubuntu Pro, ESM, Livepatch, OpenSSH Server ve SSH authentication seçenekleriyle kurulumu tamamlıyoruz.
🔗 Faydalı Linkler
- Bu bölümde paylaşılan bir link bulunmamaktadır.
Video Anlatımı


Bu videoyu izleyebilmeniz için çerezlere izin vermeniz gerekir.
Mini Sınav
Tam Transkript
Giriş ve Video Kapsamı
Merhabalar, Techaptic kanalına hoş geldiniz. Bugün sizlerle Ubuntu Server’ın şu anki en güncel versiyonu olan 26.04 LTS’in kurulumunu gerçekleştireceğiz. Bu videodaki amacımız sadece ileri, ileri diyerek standart bir kurulum yapmak değil; arka planda neyi neden yaptığımızı anlatarak ilerlemek. Özellikle network ve storage gibi kritik yapılandırma adımlarında karşımıza çıkan seçeneklerin tam olarak ne işe yaradığını, sektörde doğru bilinen yanlışları ve hangi senaryoda hangi ayarın tercih edilmesi gerektiğini detaylıca konuşacağız.
Bu videonun sonunda, bundan sonraki Ubuntu Server kurulumlarınızı çok daha bilinçli tercihlerle yapacak ve altyapınızı ihtiyaçlarınıza uygun bir şekilde yapılandırabiliyor olacaksınız. Hazırsanız başlayalım.
Ubuntu Server vs Desktop ve LTS Sürümleri
Ubuntu bildiğiniz gibi açık kaynak kodlu bir işletim sistemi ve arkasında ciddi bir topluluk var. Bu işletim sisteminin en sık karşılaştığımız iki versiyonu Server ve Desktop’tur. Server versiyonu, zannedildiğinin aksine ücretli değildir ve temelde Desktop ile aynı Ubuntu ekosistemindeki paketleri kullanır.
Yalnız Server versiyonu Desktop’a nazaran daha sade, text tabanlı ve sunucu servislerine yönelik bir başlangıç sağlar. Bu şekilde düşündüğümüzde her iki versiyonda da aslında sunucu sistemlerini devreye alabiliriz. Ama biz Nginx, Docker veya Kubernetes gibi ileriki videolarımıza bir temel oluşturması açısından bir masaüstü ortamıyla başlamak yerine Ubuntu Server kullanacağız.
Bununla birlikte LTS, yani Long Term Support sürümüyle bir kurulum yapacağız. Çünkü Ubuntu’nun her iki yılda bir yayımlanan LTS sürümü, main repository’deki paketler için beş yıllık standart güvenlik güncellemeleri alabilmemize olanak sağlar. Bu da özellikle production ortamlarında daha uzun ve öngörülebilir bir yaşam döngüsüyle ilerleyebilmemiz anlamına gelir.
Sanal Makine Kaynakları ve UEFI
Şimdi isterseniz kurulum ayarlarına geçelim. Bu videoda Ubuntu Server’ı sanal makine üzerine kuracağız. Bunun için ortamımızda 2 vCPU, 4 GB RAM ve 40 GB disk ayarladık. Bu kaynakların production ortamı için uygun olduğunu söylemiyorum; çünkü donanım ihtiyaçları ortamdan ortama ve ihtiyaca göre değişebilir.
Hatta Canonical’ın temel kurulum rehberlerinde daha düşük kaynaklarla bile başlanabileceği belirtiliyor. Ama bizim burada amacımız, kurulum ayarlarını gösterirken hangi durumlara göre tercihlerimizi değiştirebileceğimizi anlatmak olduğu için ortalama bir kaynak seçiminde bulunduk.
Ben önceden sanal makinenin şablonunu oluşturmuştum. Yalnız başlamadan önce küçük bir değişiklik yapacağım. Şablonun varsayılan firmware tipi BIOS ile geliyor. Biz ise bunu UEFI olarak değiştireceğiz. Burada UEFI’yi daha hızlı olduğu için değil, Legacy BIOS’a göre güncel sistemlerde daha yaygın kullanılan bir firmware ve boot arayüzü olduğu için tercih ediyoruz. Bu şekilde ayarları yaptıktan sonra artık kuruluma geçebiliriz.
Kurulum Başlangıcı: Dil ve Klavye
Try or Install Ubuntu Server diyerek kuruluma başlayalım. Karşılama ekranında sistem bize kurulum dilini soruyor. Ben İngilizce olarak devam edeceğim. Yukarı ve aşağı ok tuşlarıyla dili seçip ilerleyebiliriz.
Keyboard Configuration ekranında ise karakterlerimizin hangi klavye düzenine göre uyarlanmasını istediğimiz soruluyor. Ben buradaki ayarları kendi ortamım için Türkçe olarak seçeceğim ve bu şekilde ilerleyeceğim.
Ubuntu Server vs Minimized Kurulum
Bu ekranla beraber, tercihlerimizi daha doğru bir şekilde yapmamızı gerektiren ayarlara geçiyoruz. Öncelikle standart Ubuntu Server ile Minimized seçeneklerini anlamamız gerekiyor. Minimized, daha küçük bir yazılım setiyle başlar ve özellikle kullanıcıların düzenli olarak login olmayacağı ortamlar için tercih edilebilir. Normal Ubuntu Server seçeneği ise standart paketleri içerir ve daha rahat bir işletim sistemi deneyimi sunar.
Eğer amacımız mümkün olan en az paketle başlayan bir işletim sistemine sahip olmak ve ihtiyacımız olan paket ve servisleri tek tek kurmaksa Minimized seçeneğiyle ilerleyebiliriz. Yalnız daha az paketli bir imajla başlamak sistemi daha hafif kılsa da bu durum ek iş yüküne neden olabilir. Buna dikkat ederek ihtiyacınıza uygun kurulum tipiyle ilerleyebilirsiniz. Ben kendi örneğimde buna benzer bir ihtiyacım olmadığı için standart Ubuntu Server seçeneğiyle devam ediyorum.
Third-Party Driver Seçeneği
Ek olarak sayfanın alt tarafında third-party driver’ların aranması için de bir ayar var. Third-party driver genel olarak Ubuntu’nun bazı donanımlar için sağlayabildiği ek vendor driver’larını ifade ediyor. Örneğin fiziksel bir sistemde belirli donanımlar için bu tür driver’lara ihtiyaç duyabiliriz ve installer bu aşamada bunları arayabilir.
Bu sanal makinede böyle bir donanım sürücüsüne ihtiyacımız olmadığından bu kısmı da atlayıp ilerliyoruz.
Network: Netplan, DHCP, Static IP, VLAN ve Bonding
Şimdi network ayarlarına geçtik. Ubuntu Server, network yapılandırmasında Netplan kullanır. Bu yapı üzerinden DHCP, static IP, VLAN gibi temel network ayarlarını yönetebiliriz. Bu ekranda installer’ın sanal network kartımızı algıladığını ve DHCP üzerinden bir IP adresi aldığını görüyoruz.
Eğer sabit bir IP adresi tanımlayacaksak NIC bölümüne gelip IPv4 ayarlarını bu şekilde düzenleyebiliriz. Ya da bir VLAN etiketi atayacaksak aşağıdaki menüden bunu seçebiliriz. Ayrıca bir önceki menüde Create Bond diye bir alan mevcut. Ortamınızda birden fazla interface varsa bu özellik, yedeklilik veya link aggregation gibi amaçlarla bu interface’leri tek bir mantıksal interface altında kullanmamızı sağlar.
Bizim örneğimizde böyle bir ihtiyaç olmadığı için bu ayarları varsayılanda bırakıp ilerliyoruz.
Proxy Server Ayarları
Bu ekranda ise paket repository’lerine ve birazdan göreceğimiz Snap uygulamalarını barındıran Snap Store’a bir proxy üzerinden erişmemizi sağlayacak proxy server ayarlarımız var. Şu an ortamımızda bir proxy server yok. Bu yüzden burada bir adres bilgisi belirtmeden ilerleyebiliriz.
Ubuntu Archive ve Mirror Ayarları
Bu ekranda Ubuntu Archive ile ilgili mirror ayarları bulunuyor. Ubuntu Archive’ı, Ubuntu paketlerinin indirileceği bir repository kaynağı olarak düşünebilirsiniz. Farklı konumlar nedeniyle genellikle her sunucunun kendisine yakın bir kaynaktan bu paketleri indirmesi daha uygun bir tercih olacaktır.
Dolayısıyla Ubuntu Archive’ın birden fazla adresi vardır ve biz bunlara mirror diyoruz. Hatta bazı büyük kurumlarda bu adres, kurumun bu paketleri kendi bünyesinde topladığı merkezi bir repository de olabilir.
Bu noktada sistemin özellikle kullanacağı bir kaynak adresi belirlemek istiyorsanız üst taraftan bu bilgiyi değiştirebilirsiniz veya varsayılan adresle devam edebilirsiniz. Eğer bu adresi değiştirecekseniz test sonuçlarına göre erişebildiğinizden emin olduğunuz bir lokasyon seçmenizi tavsiye ederim. Biz burada varsayılan adresle ilerleyip devam ediyoruz.
Storage Temelleri: Disk, Partition, File System ve Mount Point
Şimdi en önemli konulardan biri olan storage yapılandırma ayarlarına geldik. Burayı farklı ihtiyaçlara göre doğru şekillendirebilmemiz için öncesinde bazı kavramları ve bunların çalışma yapılarını kısaca açıklamamız gerekiyor.
Öncelikle Linux işletim sisteminin disk yapısından bahsedebiliriz. Bunu şu şekilde özetleyebiliriz: en üstte disk var, altında partition, onun altında file system ve en altta mount point. Şimdi bu kavramları arsa analojisi üzerinden anlatalım.
Diski, bildiğimiz fiziksel veya sanal disk olarak düşünebiliriz. Arsa analojisinde bu, arsanın tamamını temsil eder. Partition ise bu disk üzerinde sınırlarını belirlediğimiz bir alandır. Bunu da arsanın bölündüğü parseller olarak düşünebilirsiniz.
Yalnız partition oluşturmak tek başına dosya saklamak için yeterli değildir. Bu alanın içinde dosya ve dizinlerin nasıl tutulacağını belirleyen bir yapıya da ihtiyacımız vardır; bu da file system’dir. File system’i, parselin içerisindeki yolların, bölümlerin ve diğer yapıların nasıl organize edildiğini gösteren bir organizasyon şeması olarak düşünebilirsiniz. Windows tarafında NTFS veya FAT32 kullandığımız gibi Linux tarafında da EXT4 veya XFS gibi farklı file system’ler kullanırız.
Burada Linux tarafında önemli bir fark var. Linux, diskleri ve partition’ları Windows’taki gibi ayrı sürücü harfleriyle göstermek yerine hepsini tek bir directory tree, yani dizin ağacı içerisinde kullanır. Arsa örneğinde bunu, bütün parsellere ve içlerindeki bölümlere ulaşmamızı sağlayan ve neyin nerede olduğunu gösteren bir adres sistemi olarak düşünebilirsiniz.
Bu dizin yapısını mevcut şema üzerinden güncelleyelim. Bu ağacın en üstünde root dizini vardır. `/var`, `/home` ve `/boot` gibi yapılar bunun alt dizinleridir ve bunların altında da başka dizinler bulunabilir. Örneğin `/home` kullanıcı dosyalarının, `/var` ise logların ve bazı uygulama verilerinin tutulduğu dizinlerden biridir.
Peki oluşturduğumuz file system’ler bu dizin ağacına nasıl bağlanıyor? Kurulum sırasında işletim sisteminin kullandığı ana file system root dizinine bağlanır ve bu nedenle buna genellikle root file system denir.
Burada en çok karıştırılabilecek konulardan biri dizin ile file system’in ne olduğudur. Dizin, dizin ağacı içerisinde bir konumu ifade ederken file system, dosya ve dizinlerin storage alanında nasıl tutulacağını belirleyen yapıdır. Bir file system’in dizin ağacı içerisindeki bir dizine bağlanmasına mount etmek, bağlandığı dizine ise mount point denir.
Örneğin root file system `/` dizinine mount edilir ve aynı mantık `/home`, `/var` veya `/boot` gibi dizinler için de geçerlidir. Bu dizinlerden birine ayrı bir file system mount edersek ilgili dizin o file system’in mount point’i olur. Bu nedenle pratikte “var file system” veya “home file system” gibi ifadeler de kullanabiliriz. Burada kastedilen, `/var` ya da `/home` dizininin kendisinin file system olması değil, o dizine ayrı bir file system’in mount edilmiş olmasıdır.
Bu ayrım özellikle kapasite yönetiminde önem kazanıyor. Örneğin `/var` veya `/home` için ayrıca bir file system oluşturmadıysak bu dizinlerin verileri root file system üzerinde tutulur ve aynı kapasiteyi kullanırlar. Diyelim ki 100 GB’lık bir root file system’imiz var ve `/var` altında çalışan bir servis 95 GB veri üretiyor. Bu durumda yalnızca `/var` değil, root file system’in de neredeyse tamamı dolmuş olur.
Eğer `/var` için ayrı bir partition oluşturup üzerinde ayrı bir file system kullansaydık ve bunu `/var` dizinine mount etseydik, `/var` yine bir dizin olurdu ama bu kez kapasite tüketimini root file system’den ayırabilmiş olurduk.
Linux File System Seçenekleri: EXT4, XFS ve Btrfs
Ayrı file system’ler kullanmanın tek nedeni kapasiteyi ayırmak değildir. İhtiyaca göre farklı file system’lerin özelliklerinden de yararlanabiliriz. Örneğin EXT4, Linux tarafında yaygın kullanılan genel amaçlı bir file system iken XFS özellikle büyük dosyalar ve yüksek I/O yüklerinde güçlü ve ölçeklenebilir bir file system’dir.
Bunların dışında Btrfs, yani B-tree file system de vardır. Btrfs; snapshot, copy-on-write ve RAID gibi özellikler sunan modern bir file system’dir. Peki bu storage alanlarını daha esnek bir şekilde yönetmek için ne yapabiliriz?
LVM Nedir? PV, VG ve LV Yapısı
Bu noktada bir adım daha ileri gidip LVM, yani Logical Volume Manager teknolojisinden yararlanabiliriz. LVM’nin çalışma yapısı storage sistemlerindeki storage pool’lara oldukça benzer. Elimizdeki disk veya partition kapasitelerini mantıksal olarak grupladığımızı düşünün; böylece bu kapasiteyi daha esnek şekilde yönetebiliriz.
LVM’yi tam olarak anlayabilmemiz için üç temel kavramın ne işe yaradığını bilmemiz gerekiyor. Bunlar PV, yani Physical Volume; VG, yani Volume Group; ve son olarak LV, yani Logical Volume’dur.
PV, Logical Volume Manager’ın kullanacağı storage kapasitesini sağlar. Diskleri veya partition’ları PV olarak tanımlayabilir ve bir veya birden fazla PV’yi bir araya getirerek bir Volume Group oluşturabiliriz. Volume Group’u storage sistemlerindeki storage pool’a benzetebiliriz. Logical Volume’ları, yani LV’leri ise klasik partition’lara benzetebiliriz.
Volume Group içerisinden LV’ler oluşturarak mantıksal storage alanları elde ederiz. Bunların üzerinde ihtiyaca göre EXT4 veya XFS gibi bir file system oluşturabiliriz. Klasik yapıda partition’ın üzerinde bir file system oluşturup bunu bir mount point’e bağlarken, LVM kullandığımızda file system’den önce araya Physical Volume, Volume Group ve Logical Volume katmanları girer. Sonrasında yine Logical Volume üzerinde file system oluşturup bunu istediğimiz dizine mount edebiliriz.
Şimdi daha iyi anlaşılması için bir örnek verelim. 100 GB’lık bir Volume Group’umuz olduğunu varsayalım. Bunun içerisinden root için 30 GB’lık bir `root LV`, `/var` için de 20 GB’lık bir `var LV` oluşturalım. Böylece Volume Group içerisinde 50 GB boş alan kalır.
Daha sonra `root LV` veya `var LV` alanlarında daha fazla kapasiteye ihtiyacımız olursa Volume Group’taki bu boş alandan ilgili Logical Volume’un kapasitesini artırabilir, ardından üzerindeki file system’i genişletebiliriz. Burada LVM kullanmamızın amacı daha hızlı bir disk elde etmek değil; disk alanını daha esnek yönetebilmek ve ihtiyaç halinde sonradan daha kolay genişletebilmektir.
Guided LVM ve Scaled Sizing
Şimdi bu teorik bilgilerden sonra arayüze geçip anlattıklarımızın installer tarafında nasıl karşılık bulduğuna bakalım. Biz örneğimizde Use an entire disk ve Set up this disk as an LVM group seçenekleriyle ilerleyeceğiz. Bu ayarlar sistemin bütün diski kullanıp LVM yapısını otomatik olarak oluşturmasını sağlıyor.
Bu şekilde ilerlediğimizde oluşan yapıya bakalım. Özet sayfasının en üstünde üç mount point görüyoruz: `/`, `/boot` ve `/boot/efi`. Root ve `/boot` için EXT4 file system kullanılmış, ancak bunlar farklı storage alanları üzerinde oluşturulmuş iki ayrı file system. Yani `/boot` file system’in kullandığı alan root file system’in boş kapasitesini tüketmiyor.
Ayrıca sunucuyu UEFI modunda başlattığımız için işletim sistemini başlatmak için kullanılan boot dosyalarının bulunduğu EFI partition’ı da görüyoruz. Bu partition `/boot/efi` dizinine mount edilmiş.
Sayfanın ortasında `ubuntu-vg` adında yaklaşık 37 GB kapasiteli bir Volume Group oluşturulacağını görüyoruz. Ancak hemen altında yaklaşık 18.5 GB boş alan gösteriliyor. Bunun nedeni installer’ın Volume Group içerisindeki kullanılabilir alanın tamamını root Logical Volume’a ayırmaması.
Buradaki boş alan, Ubuntu installer’ın Guided LVM için kullandığı scaled sizing, yani ölçeklenmiş boyutlandırma politikasından kaynaklanıyor. Bu politika, Volume Group’taki kullanılabilir alan miktarına göre root için ayrılacak kapasiteyi otomatik belirliyor. Örneğin kullanılabilir alan 10 GB’den azsa kalan alanın tamamını root’a veriyor. 10 ile 20 GB arasındaysa root için 10 GB ayırıyor. Bizim örneğimizde olduğu gibi 20 ile 200 GB arasındaysa yaklaşık yarısını ayırıyor. Kullanılabilir Volume Group alanı 200 GB’ın üzerindeyse root için 100 GB ayırıyor.
Geri kalan alan kaybolmuyor. İhtiyaç halinde daha sonra yeni bir Logical Volume veya snapshot alanı olarak kullanabiliriz. Son olarak sayfanın alt kısmında cihazlar, partition’lar ve bunlar üzerinde kullanılacak file system’lerle ilgili detayları görüyoruz.
Custom Storage Layout ve Manuel Partitioning
Şimdi bu ayarları manuel olarak nerede yapılandırabileceğimize bakalım. Bir önceki sayfaya geri dönüp en alttaki Custom Storage Layout seçeneğini seçerek ilerleyelim.
Öncelikle sistem bize mevcut disklerle ilgili bilgi gösteriyor. Burada `/dev/sda` adında bir diskimiz ve yaklaşık 40 GB boş alanımız var. Eğer bu diskte ek partition’lar oluşturmak, bunları formatlamak ve farklı mount point’lerde kullanmak istersek free space alanını seçip Add GPT Partition diyerek gerekli bilgileri girebiliriz. Burada partition boyutunun yanı sıra kullanmak istediğimiz file system’i de belirleyebiliriz.
Partition boyutlarını tanımlarken oluşturacağımız her partition’ın toplam disk kapasitesinden alan kullandığını unutmamamız gerekir. Bu nedenle yapıyı önceden planlayarak ilerlemek en sağlıklısıdır. Format bölümünde az önce bahsettiğimiz file system seçeneklerini de görüyoruz.
Linux Swap Nedir ve Swap Boyutu Nasıl Belirlenir?
Bunlara ek olarak format bölümünde swap diye bir seçenek var. Kısaca swap’tan da bahsedelim. Öncelikle swap bir file system değildir. Linux işletim sistemi memory pressure oluştuğunda bazı memory page’lerini disk üzerindeki swap alanlarına taşıyabilir ve böylece RAM üzerindeki baskıyı azaltmaya yardımcı olabilir.
Tabii disk tabanlı storage RAM’e göre çok daha yavaş olduğu için swap’ı ek RAM olarak düşünmemek gerekir. Ayrıca yanlış bilinenin aksine “swap boyutu RAM’in iki katı olmalıdır” şeklinde evrensel bir kural da yoktur. Swap boyutu; sisteme ne kadar RAM ayırdığımıza, hibernation gereksinimine ve ortamdaki workload’a göre değişebilir.
Konumuza geri dönecek olursak, LVM kullanmadan bu partition’ları yapılandırırsak klasik anlamda bir disk yapısı oluşturmuş oluruz. Eğer LVM kullanmak istiyorsak Create Volume Group alanından gerekli bilgileri girerek önce Volume Group’u, ardından Logical Volume’ları oluştururuz. Daha sonra bu Logical Volume’ları istediğimiz file system ile formatlayıp ilgili mount point’lere bağlayabiliriz.
LUKS Disk Şifreleme
Installer ekranında ayrıca LVM grubunu LUKS ile şifreleme seçeneğimiz bulunuyor. LUKS, Linux Unified Key Setup anlamına gelir. Linux tarafında block device encryption için kullanılan standart mekanizmalardan biridir ve sistem kapalı durumdayken disk üzerindeki verinin doğrudan okunmasına karşı data-at-rest koruması sağlar.
Yani sunucu çalışırken şifreli alan zaten açık durumdaysa ve bir saldırgan sistem üzerinde yeterli yetkiyi ele geçirmişse LUKS bu erişime karşı koruma sağlamaz. Kavramsal olarak Windows tarafındaki BitLocker’a oldukça benzer, ancak ikisi farklı teknolojilerdir.
Alt tarafta bir passphrase alanı da görüyoruz. Eğer LUKS’u passphrase, yani parola ile kullanırsak sistem yeniden başlatıldığında şifreli alanın manuel olarak açılması gerekir. Bu da özellikle uzaktan yönetilen veya yeniden başlatılması gerekebilecek sunucularda operasyonel açıdan dikkat edilmesi gereken bir durumdur.
Bu bölümü toparlayacak olursak disklerimizi ya klasik disk yapısıyla ya da LVM’nin sağladığı ek esneklikle yapılandırıp kuruluma hazır hale getirebiliriz. Ben bir önceki menüye dönüp uygun gördüğüm ayarlarla devam ediyorum. Şifreleme kullanmayacağım için Encrypt the LVM group with LUKS seçeneğini boş bırakıp ilerliyorum. Installer, disk üzerindeki verilerin silineceği konusunda bizi uyarıyor. Bunu kabul edip devam edebiliriz.
Hostname, Kullanıcı Hesabı ve sudo Yetkisi
Bu sayfada kullanıcı hesabı bilgilerini ve sunucunun hostname bilgisini gireceğiz. Your Name alanına Windows tarafındaki display name kavramına benzer şekilde görünen ad bilgisini girebiliriz. Ben örneğimde Melih Çınar yazacağım. Server Name alanı için `srv-ubuntu-01` bilgisini giriyorum. Ardından kullanacağımız username’i ve bu hesap için bir parola belirliyoruz.
Kurulum sırasında oluşturduğumuz bu kullanıcı hesabı sudo yetkisine sahip bir yönetici hesabı olacak. Ubuntu’da root hesabıyla varsayılan olarak doğrudan parola kullanarak login olamıyoruz. Ancak oluşturduğumuz bu kullanıcıyla oturum açıp gerektiğinde sudo üzerinden yönetim işlemlerini gerçekleştirebiliriz. Kaydedip bir sonraki ayara geçelim.
Ubuntu Pro, ESM ve Livepatch
Bu ekranda Ubuntu Pro seçeneğini kullanmak isteyip istemediğimiz soruluyor. Ubuntu Pro opsiyonel bir hizmettir. Ücretli planları olduğu gibi kişisel kullanım için ücretsiz bir planı da bulunuyor.
LTS’in beş yıllık standart security maintenance desteği vardır. Ubuntu Pro ise ESM, yani Expanded Security Maintenance ile bu bakım süresini uzatır. Ayrıca Livepatch gibi ek özellikler ve daha geniş bir güvenlik kapsamı sunar. Eğer ortamınızda bu tür bir destek ve özellik setine ihtiyacınız varsa Ubuntu Pro ile devam edebilirsiniz. Bizim ortamımızda şu an buna ihtiyacımız olmadığı için Skip for now diyerek ilerliyoruz.
OpenSSH Server ve SSH Authentication
Bu sayfada sunucunun SSH yapılandırma ayarlarını görüyoruz. Ubuntu Server varsayılan kurulumunda dışarıdan bağlantı kabul eden açık bir remote access servisi bulunmaz. Eğer bu sunucuya SSH ile bağlantı yapmak istiyorsak OpenSSH Server’ı kurmamız gerekiyor.
Sunucularımıza uzaktan bağlanıp yönetebilmek genellikle istediğimiz bir yönetim şeklidir. Bu nedenle Install OpenSSH Server seçeneğini aktif edeceğiz. Installer SSH tarafında iki temel kimlik doğrulama yaklaşımı sunuyor: kullanıcı adı/parola ve SSH key authentication.
SSH key authentication, Private Key ve Public Key dediğimiz bir anahtar çiftini kullanır. Bunu kilit ve anahtar mantığıyla açıklayabiliriz. Kilit, yani Public Key sunucuda bulunur; Private Key ise bağlantıyı yapan tarafta kalır. Sunucu doğru Private Key’e sahip olduğumuzu doğruladığında kimlik doğrulama tamamlanır. Buradaki önemli nokta, Private Key’in sunucuya gönderilmemesi ve yalnızca bağlantıyı yaptığımız tarafta kalmasıdır.
Biz bu videoda SSH key yapılandırmayacağımız için parola seçeneğiyle devam edeceğiz. Dikkat ederseniz Allow password authentication over SSH seçeneği de otomatik olarak aktif geliyor. Eğer ortamımızda bir SSH key olsaydı Import SSH Key bölümünden gerekli Public Key’i içeri alabilirdik. Böyle bir durumda sistem varsayılan olarak SSH üzerinden parola doğrulamasını devre dışı bırakıyor. Tabii istersek bu davranışı daha sonra değiştirebiliriz. Bu şekilde devam edelim.
Featured Server Snaps
Kurulumdan önceki son sayfamız olan Featured Server Snaps ekranına geldik. Bu sayfa server ortamında kullanabileceğimiz bazı Snap paketlerini listeliyor. Snap, Ubuntu ekosisteminde yer alan uygulama paketleme ve dağıtım yöntemlerinden biridir ve tamamen opsiyoneldir.
Kurulumun Tamamlanması, Reboot ve İlk Giriş
Örneğimizde bu Snap paketlerine ihtiyacımız olmadığı için bütün seçenekleri boş bırakıp asıl kurulum işlemini başlatabiliriz. Kurulum süresi sisteme ayrılan kaynaklara göre değişiklik gösterir. Çok düşük kaynaklar vermediyseniz genellikle fazla sürmez; yaklaşık 5-10 dakika içerisinde kurulum tamamlanabilir.
Kurulum tamamlandı. Şimdi sunucuyu yeniden başlatalım. Devam etmeden önce sistem bizden bağladığımız ISO dosyasını çıkarmamızı istiyor. Gerekli değişikliği yapıp Enter’a basıyoruz.
Sistem açıldığında login ekranında kullanıcı adı bilgimizi giriyoruz. Hesap bilgilerimizle oturum açıp başarılı şekilde login olabildiğimizi doğrulayalım. Burada bir problem görünmüyor. Bu son kontrolle beraber videomuzun da sonuna geldik. İzlediğiniz için teşekkürler. Hoşça kalın.
Değerlendirme
'ta yorum yapın ya da tartışın